11 Kasım 2015 Çarşamba

Fırtınada tek başına.




Sıfır Sayı.
Ecoism.


"34. kitap fuarı" diye inledi kuzum. İşte gidemediğimiz bir kitap fuarı daha. Oysa bizim için, büyülü anlardı. Keyifli, bize özel, duygusal.
"Dayan." dedim. " Az kaldı, 35, 36 da yokuz, 37 de ordayız. Ne kalmış ki şurda. hepi topu 2 kitap fuarı daha.

9 Ekim 2015 Cuma

Kuzum güzel kahverengi gözlerinde soru işaretleri yanarak yüzüme bakıyor. "Biliyormusun anne. bugün mert bana gülümsedi". ağzını burnunu kırma isteği içimden geçiyor sınıf arkadaşı Mert'in.  Mert!!!
"sen ne yaptın tatlım?"
"bende gülümsedim anne".
"hemen gülümseme öle  o ne!"
"anneeeee" gülüyor. Bu yarı çapkın gülümseyişi hep yüzünde kalsa. Mesela hiç üzülmese. Hep böyle gülümsese. O anlatsa ben dinlesem. Acı çekmese. Hayat hep sevimli tatlı yüzünü gösterse Ona. İyi davransa.

23 Eylül 2015 Çarşamba

Işık kapandı. Bir an kendimi çok uzakta, başka bir gezegende yaşıyormuş gibi hissettim. Evde herhangi biri, ışığın fazladan gereksiz yere yandığını düşünmüştü. Ben vardım. Yok muydum. Kendimde bilmiyordum. Bu saatte iri kıyım eşek arılarının öfkeli sortilerle dışarda dolandığının farkında değilmiydim. Kimbilir. Kaygı. Sadece kaygı. Yanlış adım atmaktan doğru kararlar vermemekten duyduğun kaygı. Sesleri duymuyordum. Karadeniz otobanından büyük arabalar geçiyordu. Gözlerini kapatıp uyusan. Uyandığında sıradan, rutin bir güne uyansan. Kendi evinin seni dış dünyanın tüm kalabalıklarından koruyan güvenli duvarlarının içinde.

10 Eylül 2015 Perşembe

  Hayat insana dostlarını öğretir. Düşmanlarını da. Bazen acına rağmen sessiz bir kabul ediş yerine, sesini nasıl yükselttiğine en yakınındaki bile inanamaz. Ya da çok uzağında ki bilir. Kendi sıkıcı, tekdüze rutinlerini özlersin. Kaygıların, korkuların ayyuka çıktığı bir vakitte, gece, ay sakince yıldızların arasından ormanı aydınlatır. Balkonundan dinlediğin dere sesinin içinde, yüzyıllar öncesinde yolculuk ettiğini hayal edersin.

23 Ağustos 2015 Pazar

Yarim uzak bir coğrafyadan bana güzel sesiyle şiirler okurken, günlük hayat telaşeleri dört nala gidiyor. Neden hala bu yoğunluk bilemeden, anlayamadan gelip geçiyor günler. Oysa uzanıp sadece onu dinlemek istiyorum, gözlerimi kapatıp bu seste kaybolmak.